Haydar Haydar
Çatılmadan yerin göğün binası
Muallakta iki nura düş oldum
Birisi Muhammet birisi Ali
Labın-i kelâmide bire düş oldum
O derya yüzünde gezdim bir zaman
Yoruldu kanadım dedim el aman
Erişti carıma bir Ulu Sultan
Şehin Şah bakışlı ere düş oldum
Âdem ile balçık olup ezildim
Bir noktada dört burufe yazıldım
Âdeme can olup Şile süzüldüm
Muhabbet şehrinde kare düş oldum
On dört bin yıl dolandım Pervane'likte
Sıdkı ismini buldum divanelikte
Sundular âşk meyin mestanelikte
Kırkların Cem'inde dar'a düş oldum
Ezdi âşkın şarabını boş etti
Birisi doldurdu biri nuş etti
İkisi bir derya olup cuş etti
Lâl-ü mercan inci dürre düş oldum
Açtı nıkabını ol Ulu Sultan
Yüzünde yeşil ben göründü nişan
Kâf-u nun süresin okudum o an
Arş kürs binasından yâre düş oldum
Mecnun olup Leylâ için dolandım
Buldum mahhubumu inanıp kandım
Gılmanlar elinden hulle donandım
Dostun visalinde nare düş oldum
Sıtkı' yam çok şükür didara erdim
Âşkın pazarında bak yola girdim
Gerçek Ariflere çom meta verdim
Şimdi Hacı Bektaş Pîr'e düş oldum